Onunla yolum Eskişehir'de kesişti. Şehir Koleji'nde çalışıyordu. Büyük kulüp yoktu yanında, büyük bütçe de. Sadece çocuklar vardı ve bir fikir. O fikrin adı sistemdi.
Türkiye şampiyonluğu kazandı. Sonra bir tane daha. Kimse yazmadı, kimse sormadı. Sessizce devam etti.
Ben not aldım.
Kastamonu'ya geçti. Artsam Koleji. Orada da şampiyon oldu.
Sonra Antalya. Muratpaşa Belediyesi. Yanında ne getirdi? Kendi yetiştirdiği 5 genç milli oyuncuyu getirdi. Bavulunda isimler vardı, para değil.
Kepez'e geçti. Elinde ne vardı? Asfalt zemin. Bidon. Ve o azim.
O zeminde Türkiye şampiyonları yetiştirdi.
13.yıl 33 Türkiye şampiyonluğu. Kulüpte, okulda, il karmasında.
Dur bir saniye. Otuz iki.
Ve bu sezon. 75. Yıl Cumhuriyet Anadolu Lisesi. Kuzey Makedonya. ISF Dünya Liseler Şampiyonası.
Dünya üçüncüsü.
Asfalt zeminde başlayan hikâye, dünya kürsüsünde bitti. Şimdi söyle bana, bu haber neden bu kadar sessiz geçti?
Ben bu köşeyi bazen bir teşekkür mektubu gibi kullanıyorum.
Bugün Sertan Hoca'ya yazıyorum.
Geç kaldık. Ama geldik. Hoşbulduk