Üsküdar'da hentbol, yalnızca bir salonun içinde oynanan bir oyun değildir; üç kuşaktır süren bir alışkanlık, bir aidiyet, bir yaşam biçimidir. Bu hafta Üsküdar Belediyesi Spor Kulübü sekiz oyuncusuyla yollarını ayırdığını duyururken, manşetlere düşen veda listesinin altında çok daha kalıcı bir hikâye duruyor: otuz yıldır sahadan hiç inmemiş bir kulübün öyküsü.

Kulüp 1996'da kuruldu. O günden bugüne — tam otuz yıl — lacivert-beyaz forma, Türkiye kadın hentbolünün değişen dengeleri içinde hep bir yerlerde var oldu. Şampiyonlukların gelip geçtiği, bütçelerin şişip söndüğü, nice takımın kurulup dağıldığı bir ligde otuz yıl ayakta kalmak tek başına bir başarı hanesidir. Üsküdar bu süre boyunca yalnızca maç kazanmadı; genç oyuncular yetiştirdi, semtin çocuklarına topu tutmayı öğretti, İstanbul hentbolünün mekteplerinden biri oldu. Armasında Üsküdar'ın simgesi Kız Kulesi'ni ve kuruluş yılı 1996'yı taşıması da tesadüf değil; bu kulüp, semtiyle aynı adı, aynı kimliği paylaşıyor.

Bu sezon kulüp, aralarında A Millî geçmişi olan Seval Bozova'nın da bulunduğu sekiz oyuncuya — Sena Nur Çelik, Fanta Diagouraga, Ayşenur Şensöz, Fatma Gül Midilli, Nina Abramovic, Ayşenur Kara ve Yasemin Şahin — teşekkür ederek uğurladı. Emek veren her isme hakkını teslim etmek, bir kulübün kadrosu kadar kültürünün de göstergesidir; Üsküdar bunu yaptı.

Ne var ki bu tabloyu bir geriye çekiliş olarak okumak, kulübün doğasını yanlış anlamak olur. Otuz yıllık kulüpler tek bir kadroyla değil, kadroların birbirini izlediği döngülerle yaşar. Bir defterin kapanması, çoğu zaman yenisinin açılmasının ta kendisidir. Boşalan yerler, bekleme odasındaki genç bir kuşağın kapısını aralar; asıl mesele, o kapının arkasında hentbolü bir hayat tarzı olarak öğrenmiş bir semtin durmasıdır. Bu yüzden bugün yaşanan bir küçülme değil; köklü bir çınarın budanıp yeniden filizlenmesidir.

Çünkü Üsküdar'da hentbol, kadro değişse de sürer. Salonun kapısı ne olursa olsun açılmaya, o parkede top ne olursa olsun yere vurulmaya devam eder. Ligler, sezonlar, isimler değişir; değişmeyen, bu sporun bu semtin dokusuna işlemiş olmasıdır. Bir kulübü kalıcı kılan, şampiyonlukları kadar — belki ondan da çok — işte bu süreklilik duygusudur.

Otuz yılın ardından Üsküdar Belediyesi Spor Kulübü, otuz birinci yılına yeni bir kadroyla giriyor. Bu, bir sonun değil, yeniden doğuşun hikâyesi. Çınar yeniden filizleniyor; ve Üsküdar, hentbolü yaşamaya kaldığı yerden devam ediyor.